CHP’den Umudu Kesmekle Başlayacak Her şey

In Genel

Kenan Evren seçimlere ne diyor acaba?  Sonuçtan memnun olduğunu düşünüyorum. Ben de öyleyim. Ancak ikimizin memnuniyet nedeni birbirinden farklıdır. O bu ülkenin sosyal hassasiyet sahibi, bölüşmeyi bilen, tok gözlü insanlarının üzerinden tanklarıyla geçerken,  bugünkü; kalkınmacı siyasetlerin meftunu,  kendi kaygısını güden, toplumsal olaylardan etkilenmeyen, çorbasına bakan vatandaşı hayal ediyordu.  Öyle de oldu.  ‘’Ama öldü efendim’’  sorusuna verilen ‘’ Ben bilmem’’ cevabı şimdi kimseyi ilgilendirmiyor artık. Bu durumu bize  ‘’Hizmet siyaseti, ideolojik siyaseti geçti’’ diye müjdeliyorlar.  Ne güzel. Demek ki yollar parladıkça, fabrikalar işledikçe sömürülmüyormuşuz gibi yaşamak da mümkünmüş.  Böylelikle gökdelenlere bakarak tarhana içen bir adam gidip oyunu ‘’Kanalistanbul’’a verebiliyor. Ne mutlu Kenan Paşa’ya… Sağlığında hep gördü bunları.

Benim seçim sonuçlarından memnuniyetim ise, bir kişinin bile sömürüldüğü bir yerde aslında kimsenin kendisini kurtaramayacağına ilişkin sarsılmaz bir inançtan kaynaklanıyor. Ben, bu olan biteni geçici bir tuhaflık olarak görüyorum. Tarih kendisini düzetecektir. O yüzden bu ülkeyi solcuların kurtaracağına inanıyorum. Bunun için de muhalefetin oluşmasının önündeki en büyük engel olarak gördüğüm CHP’nin siyaset sahnesinden kaybolmasının şart olduğunu düşünüyorum. İşte bu seçim sonuçları bize, ülkede artık kronik hale gelmiş olan ‘’CHP’nin sol siyaset için bir mecra olarak düşünülmesi’’ sorununun üstesinden gelebilmemizin fırsatını veriyor. Bunun için değerlidir. Böylelikle oyun yeniden kurulacak ve gerçek muhataplar karşı karşıya gelecektir. Tüm ambalaj faaliyetine rağmen CHP’nin, halkın ısrarıyla yerinde sayması bu ülkenin sosyalistlerinin, emekçilerinin, çevrecilerinin, kadınlarının kısacası tüm ezilen unsurların neoliberal kapitalizmin karşısına dikilmeleri için bir umut demektir. Şimdiden kendi içinde kavgalara başlayan bu oportünist tekkesi kapanmadan muhalefet kendi mecrasında akamaz. CHP tükendikçe sol hareket yükselecektir. Zira gerçek bir iktidar kavgası ancak onu samimiyetle isteyenler arasında yaşanabilir.  Ülkenin dengesiz siyasetine denge böyle gelecektir.

CHP SEÇMENİN NE İSTEMEDİĞİNİN TARİFİDİR.

Kendilerini ‘’Yeni CHP’’ anlatısına inandıran insanların Pazar günü yüzleşmek zorunda kaldıkları gerçek, aslında ne Kemal Kılıçdaroğlu’nun sahici bir lider, ne de CHP’nin iktidara ciddi bir alternatif olabileceğidir.  ‘’Kırk kere söylersem olur’’ zannetmenin naif totemi yapıla dursun, acınacak bir çaresizlikle olmayacak duaya   ‘’Âmin’’ diyenlerin, o gerçeküstü kongreden beri üfürdükleri balon sonunda ellerinde patlamıştır. Seçimlerin sonucu açıkça söylemektedir ki; CHP kendi başına bir çözümsüzlüktür ve başarısızlığa koşullu kaderinin kırılmasına imkân yoktur. O artık tarihteki yerine iade edilmelidir. Halkın güçlü bir sezgi ile fark ettiği bu gerçeği, sola muhabbeti olan herkesin anlamasının vaktidir. Çünkü seçmen, kendi hayatında karşılığını görmediği bir siyasete ya da siyasetsizliğe asla meyletmeyeceğini altını çizerek söylemektedir. Onun yönelimi her defasında iddiasına inanan ve iktidara yönelik kuvvetli isteğini kendisine belli eden siyasetlere olmaktadır. AKP ve Blok’un aldığı oylar buna delalettir. Halk karşısında, bir planı olan, sahici derdine sahip çıkabilen siyasiler görmek istemektedir. Bu aşamada iktidar partisinin politikalarına olan itirazımız ikincil bir konudur. Öncelikle anlamamız gereken halkın güvenini kazanmanın yolunun nereden geçtiğidir?  CHP’nin düştüğü bu durum bize seçmenin neyi istemediğini açıkça göstermektedir.

Partinin yöneticileri elbette bu hezimeti unutturmaya çalışacak,  dinleyeni kendileri adına utandıran cambazlıklarla sonuçları makyajlama gayretine girecek ve koltuklarına dünden daha sıkı yapışacaklardır. Ancak bu bizim, tarihin en büyük medya desteğine arkasına almasına karşın sekiz yıllık yorgun bir iktidarın karşısında bile varlık gösteremeyen bir yapıdan söz ettiğimiz gerçeğini değiştirmeyecektir. Bu rezalet tevil edilemez. Biliyoruz ki denerler ve devam ederler. Gelenekleri böyledir. Onları düzeltme gibi bir derdimiz olsa buna kaygılanabilirdik. Fakat CHP sola olan etkisi dışında benim açımdan artık üzerinde durulası bir vaka değildir. Bir okul müsameresi, kariyer kumpanyası ya da toplu terapi sınıfı olabilir. Ama asla gerçek bir siyasi parti diye mütalaa edilemez. O halde neoliberal iktidarın karşısında halktan yana bir söz söylemenin, böyle bir derdi olanlar için ön koşulu CHP ile aralarına mesafe koymalarıdır. Halka rağmen halk adına çalıştığını düşünmenin gerçekliği yoktur.

CHP BİR ANOMALİDİR

CHP aslında bir anomalidir. Çarpık bir resmi tarih anlatısının içinden ve kurucu ideolojinin vesveselerinden türeyen bir yanlış düşünceden ibarettir.  Kendisini Anadolu’ya sürgün hisseden kurucu kadronun geçmişten, gelecekten, halktan, onu yurdundan edenlerden ve en nihayet kendisinden başka herkesten korkusu üzerine bina edilen bir dünya görüşüdür. Ne bir zemini, ne de bir düsturu vardır. Türlü ideolojik mitosları olsa da, aslında düzende kendi önceliğini korumaya yönelik bir hassasiyetler bütünüdür. Kuvay-i Milliye sohbetlerinde antiemperyalist, iktisat kongrelerinde yabancı sermayeci, şehitlik beklerken dindar, takke gördü mü laik, ez cümle alabildiğine faydacıdır. Kılıçdaroğlu üzerinden de çok konuşulan bu yanardöner hal, anlayacağınız tarihseldir.

Bugünkü CHP gerçek duyguların ve ihtiyaçların ortaya çıkardığı bir yapı değildir. Semptomları önleyen bir ilaç gibi hastalığın asıl nedenlerini görmemizi engellemektedir. Bu açıdan bir şifa değil bilakis yanlış bir tedavidir.  CHP aslında yoktur. Tarihi gerçeklerle uyuşmadığı gibi, gündelik olgular açısından da karşılıksızdır. Seçim kazandığı illere bakınca CHP’nin nerede olduğu anlaşılmaktadır. CHP emeklidir. Bir sandığa ait tatil sitesinde denize girmektedir. Bir kırık hayaldir. Gerçeği söylemeye bile üzüldüğünüz dedenizdir. Bir aldanışın insanlarıdır. Toplumdaki rolleri açısından sahneden çekilen bir tabandır. Acıdır ama gerçektir. O halde toplumsal ve organik bir muhalefetin yapı taşlarını bu insanların dünya görüşüne göre belirleyemeyiz. Tüketim toplumunun meseleleri, ulus devletlerin meşruiyet krizi, göçlerin yarattığı yoz iklim gibi yeni dertler bu tabanın onayına bağlanan politikalarla nasıl açıklanır? Buldukları cevaplara tırnaklarını geçirmişlerin, dünyanın içinden geçtiği buhrana dair bir çözümü anlamaları mümkün değildir.  Bunun dışında CHP’ye yönelenler seçeneksizlikten oradadırlar. Hayat tarzlarının derdine düşmüş bir beyaz yakalı yönetici, Kılıçdaroğlu başvursa işe almayacağını bilse de, oyunu yine ona vermektedir. Muhalefetin önünün tıkaması budur

Yeni CHP bazen sermayeden, bazen işçiden, bazen ezenden, bazen ezilenden dem vuran spekülatif bir söylemin taşıyıcısıdır. Bir onu der, bir bunu der. Bu açıdan gayri ciddidir. ‘’Yapacağız, edeceğiz’’  den başka bir sözü olmayan, adeta karikatür figürü olan liderine halkın inanacağını düşünebilmesiyle kibirlidir. İnsanını tanımamakta, dahası küçük görmektedir. Aptal olduğunu düşündüğünü, onu aptal yerine koyarak göstermektedir. Rakibinin yarısı kadar oy aldığı bir seçim mağlubiyetinden sonra Kemal Bey’in herkesin gözünün içine bakarak, ülkedeki genel seçmen sayısındaki artışından aldıkları doğal pay ile övünebilmesi bize bunu açıkça söylemektedir. Seçmenler artmış, CHP’nin seçmen sayısı da normal olarak yükselmiştir. Lider bu konuşmayı yapabilmekte, sonrasında da alkışlarla parti binasına dönebilmektedir. MYK’ya girmeleri ülke medyasınca bir destana döndürülen kerli ferli akıl hocalarından hiçbir istifa ya da ondan geçtik bir itiraz yükselmemektedir. Belli ki, bu ülkede bir tek rezil olunmayacağına olan inançları tamdır. Herkesi kör âlemi sersem sanmaktadırlar. Seçim öncesinde yaptığı kerameti kendinden menkul tahminlerinin yarısına bile yaklaşamayan Gürsel Tekin:’’ Bir özeleştiri yapmam gerekirse,  yanıldık ama insanız sonuçta’’ demektedir. Oysa burada ne kendine bir eleştiri getirmekte, ne de bizim bilmediğimiz bir şeyi söylemektedir. ‘’Nereden uydurdun bunları?’’ sorusunun cevabı yoktur. Özeleştiri yapılmıştır ya konu kapanmıştır.

CHP TÜRKİYE SOLUNUN AFYONUDUR.

Hapislerde beden, dersliklerde dirsek çürüterek kendi fikri rüştünü kazanmış olan Türkiye solunun böyle bir kısırlıkla birlikte anılması kabul edilebilir bir durum değildir. Maazallah sahaflardan yuvarlanan kitapların altında kalınır. Ne var ki; hazırda örgüt yapısı ile CHP’nin, soldaki insanların içinde ‘’adam edileceğine’’ ilişkin bir umudu doğurması tekrarlanan bir hatadır. Bu yanıyla CHP hep Türkiye solunun afyonu olmuştur. Onun saflarına giren nice değerli insan zamanla tüm itirazlarından sıyrılıp, kendisini sistemin içinde uyuşturarak yok etmiştir. İdealleri bir yana bırakmış, partinin bekasını ülkeninkine yeğleyen bir tutumu benimsemiştir. ‘’Önce parti, sonra halk’’ diyen bir anlayışın kariyerist neferi olmuştur. Bu duruma bazılarını iten motivasyonun, iyi niyetli bir hizmet aşkı olması sonucu değiştirmemektedir. Bu bir sapmadır ve Türkiye’de antikapitalist bir siyasetin kitleselleşmiyor olmasının sebebidir. Zira bir tek yapının meclise girebilecek durumda olması, baraj sultası da hesaba katılınca, geri kalan tüm siyasetleri marja itmektedir. Politikaya ilgi duyan pek çok kişinin merkez siyaset yalanına kanarak CHP’ye yönelmesi bundandır. Bu açıdan CHP Türkiye’nin gençleri açısından kara deliktir. Hâlbuki CHP ne bugün, ne de dün bir şey söylemektedir. Sol hiçbir itiraz, CHP açısından kararlılıkla dillendirilmiş değildir. Ne yeni CHP söylemi, ne de CHP’nin yenilenebileceğine ilişkin bir beklentinin aymazlığı yenidir. Temcit pilavı pişmekte, bazıları vekil olup hayatını kurtarmakta, fukara halk sermayenin ve muktedirin elinde ezilmeye devam etmektedir

Düzen karşısında böylesi bir suni denge ve uzlaşma istasyonu olarak işlev gören CHP, bu yanıyla ülkenin antikapitalistleri için AKP’den çok daha büyük bir tehlikedir.  Oysa dediğimiz gibi; Türkiye’de sol siyasetin fikri derinliğini düşündüğümüzde, kendisini CHP delegeleri içinden bir tercihle ifade etmeye mahkûm hissetmesinin mantıklı bir izahı yoktur. O halde CHP sol değildir, sol da CHP değildir. CHP’nin solda olduğuna dair inanış bir mistifikasyondur ve uğursuz bir süreklilik kazanmıştır. Asıl vaka, tuhaf ve amorf bir ideolojiyi, fırsatçı Türkiye siyasetinin marazları ile harmanlayan bir partinin vitrinini soldan ürünlerle süslemesidir. Son tahlilde ticari bir girişimdir. Yoksa bugün ne Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘’Hiç orada olmayan’’ halleri,  ne de Gürsel Tekin’in Tayyip Erdoğan ile kurduğu aşk-nefret ilişkisinin belirlediği özentisinin oluşturduğu gündelik siyasi taktikleri; Türkiye solu adına bir anlam teşkil eder. Mehmet Haberal gibi ürkütücü insanlar, Süheyl Batum gibi şahinler solun adıyla yan yana gelemezler.  Bu marazi hal bu seçimlerin yardımıyla dağıtılmalıdır.

Her parlamento oyunun yeniden kurulmasıdır. Halkın CHP’ye bu tokadı sol adına çok umut vericidir. Şimdi siyaset sahnesi yeniden sağlıklı bir hüviyete kavuşabilir. Önümüzdeki dört sene zor olacaktır. Neoliberal parti büyük bir destekle iktidara gelmiştir. Ancak bu dört sene, aynı zamanda CHP’nin tarihe karıştığı ve gerçek muhatap olarak sosyalistlerin kapitalistlerin karşısında durduğu bir zaman dilimi de olabilir. Kapitalizm karşısında alternatif üreterek hayata geçirmek sorunu bugün insanlığın en büyük derdidir. Öyle ki, dünyanın sonunu tasarlamak bile herkese daha kolay gelmektedir. Buna karşın Türkiye’nin dinamiği çok farklıdır. Gecenin en karanlık olduğu anda umut işte buradan yükselmektedir. Kontrolden çıkmış, gemi azıya almış bir düzenin karşısında dereleri de bebeleri de koruyacak olan bu ülkenin solcularıdır. Halk bunu bilmektedir ve ‘’hadi’’ demektedir.

Sol çaldırdığı siyasetini muktedirin elinden almalıdır. Gökdelenlere bakarak tarhana içen adam sola yöneldiğinde bu ülkeye umut gelecek, düne ve yarına sahip çıkmak böyle mümkün olacaktır.

Başar Başaran

Twitter.com/nobasaran

Benzer Yazılar

Yorum Yap

Start typing and press Enter to search